YUNANİSTAN MAVİ YOLCULUK — BİR DÜŞÜN DENİZLE BULUŞTUĞU YER
Bir sabah hayal kurarak uyanırsın…
Denizin sesi perdeyi aralar, tuz kokusu göğsüne çöker, uzaklardan bir ada silueti gözlerine ses verir.
İşte Yunanistan mavi yolculuğu böyle başlar:
Bir düşün denizle el sıkışması, rüzgârın kulağına şiir okuması, mavinin sana soyunması gibi.
Gökyüzü daha mavi, su daha parlaktır burada.
Her dalga, bin yıl önceden bir hikâye getirir kıyıya;
Rodos’un taş sokaklarından, Kos’un saklı koylarından, Santorini’nin yanık beyaz duvarlarından yükselen bir tarih.
Her adımda mitoloji göz kırpar:
Belki Poseidon saklanır dalgaların dibine,
Belki Afrodit bir çiçeği saçına takıp sahilden geçer.
Yunanistan’da deniz sadece su değildir;
Bir hafıza, bir şiir, bir varoluştur.
Gulet güverteye bağlanır sessizce.
Ahşap hafifçe gıcırdar — sanki yolculuğun kalbi atar içinden.
Yelkenler rüzgârla tanışır, gökyüzü açılır, ufuk genişler.
Sen artık karada değil, düşün alanındasın.
Bir şair olursun, bir seyyah, bir zaman yolcusu.
Her koy bir dize, her ada bir kitap gibi açılır önünde.
Gündüz güneş, akşam yıldızlar, gece ise kıyıdan fısıldayan antik taşlar eşlik eder.
Denize attığın her kulaç, tarihi ikiye böler.
Su soğuk ama ruh ılık;
Çünkü insan bazen sadece denize değil, kendine de dalar.
Mavi yolculuk, suya düşmüş sessiz bir dua gibidir —
Kendini bulma ihtimali saklıdır içinde.
Rodos’a vardığında zaman bükülür.
Orta Çağ duvarları seni içine çeker,
Bir şövalye atını sürer gibi hissedersin dar sokaklarda.
Şarap tadı ağızda uzun kalır, zeytin dalı gölgeleri düşer masaya.
Akşam yavaş eğilir göğe, gülümser sana:
“Henüz yolun başındasın,” der.
Kos başka bir tondur, daha hafif, daha akışkan.
Bisiklete binen çocuklar, palmiye rüzgârları,
Sahil boyunca yürürken ayaklarının altından akan zamana şaşarsın.
Bir balık tavernasında buz gibi ouzo masaya gelir —
Deniz mahsullerinin buharı yüzüne dokunur,
Keman sesi hafifçe yükselir,
Sanki tüm dünya kendi ritmini unutup sana eşlik eder.
Santorini’ye geldiğinde nefesin kesilir.
Beyaz evler güneşe meydan okur,
Mavi kubbeler gökyüzüyle aynı renge boyanır.
Yamaçlarda yürürken rüzgâr saçlarını değil, düşüncelerini savurur.
Gün batımı…
Ah, gün batımı burada başka bir dindir.
Gökyüzü önce pembeleşir, sonra bakırlaşır, en son sessiz bir turuncuya döner.
Uzaktan bir çan sesi gelir, belki bir kilise belki bir anı.
Kalbin ağırlaşır — güzelliğe dayanmak bazen zordur.
Denizin üstünde geceler uzun değil, derin olur.
Güvertede uzanırsın, yıldızlar başucuna serilir.
Samanyolu, tarihin bu ılık gecesine gülümser.
Rüzgâr hafifçe eser, dalgalar iki ritim sonra sakinleşir.
Sohbetler uzar, şarap parlar kadehte,
Deniz kenarında yanan fener ışığında insanlar birbirine yaklaşır.
İnsanı insana en çok deniz anlatır, en iyi gece anlar.
Sabah süt gibi beyaz çıkar ufukta.
Yelken yavaşça gerilir, motorlar susar, sadece rüzgâr konuşur.
Koydan koya geçersin — her koy yeni bir şiir, her ada yeni bir hikâye.
İstersen bir plajda yürür,
İstersen mağaraların koynunda yüzersin.
Su bazen zümrüt bazen safir bazen de aynadır:
Kendini görürsün onda, eksikleriyle, hayalleriyle.
Bazı sabahlar sessizlik olur en büyük müzik.
Kuşlar yavaşça uyanır, martılar güvertede yer ister.
Çay kokusu deniz tuzuna karışır,
Taze pişmiş ekmek bir çocukluğu hatırlatır.
Bu yolculukta acele yoktur —
Zaman senindir, deniz rehberindir.
Bir gün başka bir adaya demirlersin:
Belki Simi, belki Patmos, belki Meis.
Her biri ayrı mizaç, ayrı nefes, ayrı doku.
Dar sokaklarda kaybolmak özgürlüktür burada.
Tek bir tabelanın peşinden gidip yıllardır aradığın huzuru bulursun belki.
Belki de sadece kaybolursun — ama o bile güzeldir.
Çünkü kaybolmak demek, kendini teslim etmektir maviye.
Mavi yolculuk Yunanistan’da bir tatil değil, bir dönüşümdür.
İçindeki yükler kıyıya çarpar çakıl taşları gibi;
Rüzgâr ruhunu kurutur, güneş yeniden şekillendirir.
Son gün güverteye oturur, iskeleye bağlı halatı izlersin.
İçinden bir şey kopar gider,
Sanki deniz senden bir parça almış gibi.
Ama fark etmezsin önce —
Çünkü deniz sana daha büyük bir şey vermiştir:
Huzurun kendisini.
Yunanistan mavi yolculuğu,
Bir haritanın kenarında yazan isim değildir.
Bir tatil broşürü, bir fiyat listesi, bir tur programı hiç değildir.
O, kalbe yazılan şiirdir.
Dalgaların ritmiyle atar, gökyüzüyle nefes alır,
Güneşle uyanır, rüzgârla uyur.
Ve yolculuk bittiğinde aniden fark edersin:
Geri döndüğün yer aynı, ama sen değilsin.
Artık teninde tuz, içinde şiir, bakışında ufuk vardır.
Mavi seni unutmaz — sen de onu unutamazsın.
Bir gün yine çağırır, yine gidersin,
Çünkü bazı yolculuklar bitmez, sadece hatıra olur;
Ve bazı denizler insanın ruhunda ömür boyu yaşar.