Sultanahmet Meydanı: Tarihin Açık Hava Atlası
Sultanahmet Meydanı, İstanbul’un farklı dönemlerini aynı yürüyüşte görme fırsatı verir. Eski Hipodrom’un anıtları Sultanahmet Camii’nin yanında sıralanır; Ayasofya ise kısa bir yürüyüş mesafesindedir. Meydanı yalnızca ünlü yapılar arasında geçilen bir alan değil, tarihî yarımadayı anlamanın başlangıç noktası olarak düşünün.
Meydanın altında Hipodrom’un izleri
Konstantinopolis Hipodromu, Septimius Severus döneminde başlayan ve Büyük Konstantin döneminde genişletilen arenaydı. Atlı araba yarışları, imparatorluk törenleri ve halk toplantıları burayı kent yaşamının merkezlerinden biri hâline getirdi. Uzun eksen üzerinde kalan anıtlar, arenanın ölçeğini hayal etmeye yardımcı olur.
Arenanın büyük bölümü kaybolsa da düzeni meydanın uzun biçimini açıklamaya yardımcı olur. Anıtların sırasını izlerken bunların, yarış arabalarının çevresinde döndüğü orta bölümde bulunduğunu düşünün.
Dikilitaş, Yılanlı Sütun ve Örme Sütun
Mısır Dikilitaşı, MÖ 15. yüzyılda III. Thutmose için yapılmış, MS 390’da I. Theodosius döneminde buraya dikilmiştir. Pembe graniti ve hiyeroglifleri Eski Mısır’a, kabartmalı kaidesi Roma imparatorluk dönemine aittir. Kaidedeki kabartmalara yakından bakıp yukarıdaki hiyerogliflerle karşılaştırın.
Bronz Yılanlı Sütun, MÖ 479’daki Plataea Zaferi’nin anısına Delphi’de yapılmış ve Büyük Konstantin döneminde İstanbul’a getirilmiştir. Birbirine dolanan yılanların gövdeleri görülür; üç baş artık sütunun üzerinde değildir.
Örme Sütun ise taş bloklardan yapılmış, yaklaşık 32 metre yüksekliğinde ayrı bir anıttır. X. yüzyılda VII. Konstantinos döneminde onarılmıştır. Bir zamanlar üzerini kaplayan metal levhalar Dördüncü Haçlı Seferi sırasında sökülmüştür. Açıkta kalan örgüsü, Mısır Dikilitaşı’nın işlenmiş yüzeyiyle farklılık gösterir.
Sultanahmet Camii ve Ayasofya
Sultanahmet Camii, XVII. yüzyılın başında I. Ahmed için Sedefkâr Mehmed Ağa tarafından yapılmıştır. Altı minaresi, İznik çinileri ve aydınlık iç mekânıyla tanınır. Ana kubbesi yaklaşık 23,5 metre çapında ve 43 metre yüksekliğindedir; çok sayıdaki pencere ibadet mekânına gün ışığı taşır.
Yakındaki Ayasofya, İmparator Justinianus döneminde 537’de tamamlanmıştır. Büyük kubbesi, mermer yüzeyleri ve bazilikayı merkezî planla birleştiren düzeni farklı bir mimari geleneği gösterir. İki yapıyı birlikte görmek, Bizans ve Osmanlı mimarisini karşılaştırmayı kolaylaştırır.
Her iki yapı da ibadet yeridir. Güncel ziyaret düzenini ayrı ayrı kontrol edin; namaz ve kıyafet kurallarına uyun. Meydanda dolaşmanın iç mekânlara giriş hakkı verdiğini varsaymayın.
Alman Çeşmesi
Kuzey uçtaki Alman Çeşmesi, II. Wilhelm’in Osmanlı başkentine ziyaretini anımsatır ve 1901’de açılmıştır. Sekizgen köşk biçimi, kubbesi ve altın mozaikleri meydana farklı bir dönemin izini ekler. Yalnızca buluşma noktası olarak geçmek yerine kubbe altındaki bezemelere de bakın.
Yürüyüşü planlarken
Meydan, UNESCO listesindeki İstanbul’un Tarihî Alanları’nın Sultanahmet bölümündedir; miras alanı yalnızca bu meydandan değil, farklı bölgelerden oluşur. Sabah ve akşamüstü ışığı fotoğraf için uygun olabilir; kalabalık, etkinlikler ve erişim kısıtlamaları değişir. İç mekân gezilerini eklemeden önce anıtları incelemeye zaman ayırın.
Aşağıdaki ilgili rehberlerde Ayasofya, Yerebatan Sarnıcı ve Gülhane Parkı ile Topkapı Sarayı’nı bulabilirsiniz. Bütün yarımadayı aceleyle gezmek yerine birbirine yakın birkaç durak seçin.